gebelik doğum hamilelik yumurtlama günü

Mayıs 20, 2011

Gebelikte Kabızlık ve Kabızlık Tedavisi

Gebelikte Kabızlık ve Kabızlık Tedavisi

Kabızlık (konstipasyon) sindirim sisteminizin en sık rastlanılan sorunudur. Her bireyin hayatının bir döneminde karşılaşabileceği kabızlık sorunu, bir hastalığın belirtise olabileceği gibi, gebelik sürecinizde de gözlenebilir. Uzmanlara göre hamilelerin yarısından fazlasına kabızlık yakınmasına rastlanır. Bu sorunu, gebeliğinizin herhangi bir döneminde yaşamanız çok normaldir.

Kabızlık Nedir ? Kabızlık Tedavisi…

Kabız olduğunuzda, dışkılama sıklığınız azalır. Dışkınız katı, sert, küçük hacimli olur ve beraberinde şişkinlik, gerginlik, rektal dolgunluk ya da dışkıyı tam boşaltamama hissiniz oluşur. Dışkılama sıklığınız normalde günde 3 kez ile haftada 3 kez arasında değişirken, bireysel farklılıklar gösterebilmektedir. Klinik tanımlamada ise, (more…)

Mart 13, 2011

Polikistik Over

Polikistik over sendromu, kadınlarda en sık görünen hormon bozukluğudur. Kadınların yaklaşık yüzde 6’sınında görülmektedir. Polikistik over sendromu tanısı almış olan kadınlarda düzensiz adet görme veya adet görememe, kısırlık ve kıllanma gibi problemler görülebilmektedir. Polikistik over sendromu, uzun dönemde bir takım sağlık problemlerine neden olabileceği bilinmelidir.

Polikistik over belirtileri nelerdir?
Düzensiz adet görme, gebe kalamama ve başlıca yüzde (çene altı ,dudak üstü), göğüs ortasında ve karın alt bölgesi ile iç bacaklarda olmak üzere kıllanma; polikistik over sendromu tanısı almış olan kadınların belli başlı belirtilerini oluşturmaktadır. Deride de yağlanma ve sivilcelenme olabilir. Daha ileri dönemdeki polikistik over sendromlu hastalarda saçlarda dökülme, sesde kalınlaşma ve kaslanma görülebilmektedir. Ancak belirtiler de kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Yani her polikistik over hastasında adet düzensizliği ya da kıllanma görünmeyebilmektedir.

Polikistik over sendromu (PCOS) olan kadınlarda insulin hormonu ya çok fazla miktarda üretilir ya da ürettikleri insulin hormonu, çalışması gerektiği gibi çalışmamaktadır. Bu da polikistik over sendromlu kadınların neden kilo almaya bu kadar eğilimli olduklarını veya kilo vermekte zorlandıklarını açıklamaktadır. Ayrıca diabet, hipertansiyon ve kalp hastalıklarının görülme riski de fazladır.

Polikistik Over Nedenleri nedir?
Polikistik over Sendromunda, genetik; nedenler arasında ön plana çıkmaktadır. Normal olarak her ay yumurtalıklarda birkaç yüz yumurta birbirleri ile yarışa girer ve gelişen yumurta olmak için büyümeye başlarlar. Ancak bunlardan en güçlüsü büyür ve diğer yumurtaların büyümesini engeller, dolayısıyla her ay bir yumurta gelişir ve diğerlerini imha eder. Polikistik over sendromunda ise bütün yumurtalar bir anda gelişmeye başlar ve hiçbiri tam gelişme düzeyine gelişemez ve orta boyda takılı kalırlar. Yumurtalığın içinde kalan bu yumurta kesecikleri aynı zamanda erkeklik hormonu da salgılandığı için polikistik over sendromunun belirtileri gözlenir.

Polikistik Over tanısı nasıl konuyor?
Bir kadında, düzensiz adet görme ve belirli bölgelerinde kıllanma varsa polikistik over sendromu tanısı kolaylıkla konabiliyor. Hastalığın tanısı, hikaye, fizik muayene ve laboratuar sonuçlarına dayalı olarak konulur. Doktorunuz size, adet düzeniniz, kıllanma olup olmadığı ve sağlık durumunuz hakkında bir takım sorular soracaktır. Fizik muayene sırasında, androjen fazlalığına ait bulgular gözden geçirilip, kan basıncınız ölçülür. Doktorunuz ayrıca bel kalınlığı, kalça genişliği, boy ve kilonuzu ölçer. Polikistik over sendromlu hastalarda , sıklıkla yumurtalıklarda küçük kistler inci kolyesi gibi bir görüntüye neden olur.
Doktorunuz ultrason muayenesi yaparak bu görüntünün olup olmadığını gözden geçirir. Ama ultrasonda polikistik görünümün görüntülenmesi şart değildir. Normal kadınların %10 unda da aynı şekilde yumurtalıklar ultrasonda polikistik görüntü verebilir. Biyokimyasal olarak da kanda hormon düzeyleri ve diabete ait bulgulara bakılır. Ancak bu testlerin yapılması da şart değildir.

Eğer bir kadın, adet düzensizliği ve aşırı kıllanma ile geliyorsa aksi kanıtlanmadığı sürece bu durum polikistik over sendromudur.

Polikistik Over Tedavisi?
Polikistik over Sendromunu, genetik nedenli bir hastalık olmasından dolayı tedavi etmek imkansızdır ancak var olan sorunlara çözüm bulunuyor. Endometriyum kanseri, kalp hastalığı ve diabeti önlemek için bu hastaların uzun süreli tedavileri gereklidir.
Düzenli egzersiz yapmak vucudun insulin kullanımını iyileştirilir, polikistik over sendromunun belirtilerini düzeltir. Günlük en az 30 dakika egzersiz yapmak, bir çok semptomun düzelmesini sağlar.
Bir çok hastada kilo vermek insulin seviyelerini düşürerek ovulasyonun tekrar başlaması için yeterli olabilmektedir. Ayrıca düzenli egzersiz yapmak kıllanma artışını da yavaşlatır.

Tedavi şekli gebe kalmayı düşünüp düşünmemenize bağlı olarak değişiklik gösterir. Eğer gebe kalmayı planlamıyor iseniz , gebelik planlayıncaya kadar, doktorunuz düzenli adet görmeniz veya kıllanma için doğum kontrol hapları ve başka bazı ilaçlar önerebilir. Tedaviden sonuç almanız birkaç ayı bulabilir. Bu ilaçlar hali hazırda olan kıllanmayı yok etmez. Bunların artmasını önler. İstenmeyen tüyleri lazer, epilasyon gibi yöntemler ile giderebilirsiniz. Eğer gebe kalmayı düşünüyor iseniz yumurtlamayı sağlayacak birtakım ilaçlar önerilir. Polikistik over sendromu tanısı olan bazı kadınlara insulin düzeyini düşürecek ilaçlar verilebilir.
Unutulmaması gereken esas nokta, polikistik over sendromunun uzun dönemdeki etkilerini önlemek için diyet, egzersiz çok önemlidir. Gelecekte rahim ve yumurtalık kanseri açısından düzenli doktor muayenelerinin yapılması ihmal edilmemelidir.

Ocak 25, 2011

ERTESİ GÜN HAPI (ACİL KONTRASEPSİYON)

ERTESİ GÜN HAPI (ACİL KONTRASEPSİYON)
Makalelerim
Ertesi gün hapı kullanımı giderek yaygınlaşmakta ve bu konuda bize gelen sorular da giderek artmaktadır. Bu konuda elimizde kesin veriler olmamakla birlikte ertesi gün haplarının yaygın kullanımı ile istenmeyen gebelik nedeniyle yapılan kürtajların sayısının %50 oranında azalacağı düşünülmektedir.

Etki Mekanizması İki tip ertesi gün hapı bulunmaktadır: Birincisi en eski yöntem olup, 4 tane doğum kontrol hapı (östrojen+progesteron) içermektedir. İkincisi ise sadece bir progesteron olan Levonorgestrel içermektedir. Levonorgestrel esas olarak yumurtlamayı engelleyerek etki gösterir. Ayrıca sperm hareketini ve rahim ağzındaki mukusun yapısını değiştirerek gebelik oluşumunu engeller. Her iki ilacında etkili olabilmesi için döllenme olmaması gerekir, döllenme olduktan sonra alındığında hiçbir etkinliği yoktur. Genel olarak bakıldığında

Levonorgestrel içeren hapların etkinliği ve dolayısı ile başarı oranı daha yüksektir. İlaçların Güvenilirliği Her iki ilacında en önemli yan etkisi bulantı-kusmadır. Levonorgestrel içeren haplar (Norlevo) için önemli bir kısıtlama yoktur. Östrojen ve progesteron içeren kombine haplar (Prevent) klasik migren ve daha önce damarda pıhtılaşma-pıhtı atması öyküsü olanlarda kullanılmamalıdır. Eğer hasta ilaca rağmen gebe kalırsa bu ilaçların bebek üzerinde önemli bir etkisi yoktur. İlaçlar genel olarak şüpheli cinsel ilişkiden sonra ilk 72 saate alınmalıdır. Levonorgestrel içeren haplar 5 güne kadar etki göstermekle birlikte geçen sürenin uzaması ile birlikte etkinliği azalmaktadır. İlk 12 saat içerisinde alındığında etkinlik maksimum olup %98 oranında gebeliği önlerken, 5.günde alındığında bu oran %50�ye düşmektedir.

Levonorgestrel içeren kutulardaki iki hap 12 saat arayla veya birlikte alınabilir. Ertesi gün hapından hemen sonra doğum kontrol hapı, vajinal ring veya patch gibi hormonal doğum kontrol yöntemlerine başlanabilir. Ayrıca doğum kontrol gibi hormonal doğum kontrol yöntemleri ile korunan kadınlarda 2 veya daha fazla hap unutulması durumunda hapa devam edilirken hapın alınmadığı dönem için ertesi gün hapı kullanılabilir. Yan Etkiler Ertesi gün haplarının en önemli yan etkisi bulantı-kusmadır. Levonorgestrel içeren hapları kullanan kadınların %23�ünde ciddi düzeyde bulantı görülmektedir. Kusması olan hastalarda ilaç dozunu tekrarlamaya genellikle gerek olmaz, çünkü kusma oluncaya kadar geçen sürede ilaç emilmiş olmaktadır. İkinci önemli yan etkide adet zamanının değişmesidir. Adetin (28 günlük period) erken döneminde ilaç alan kadınlarda adet kanaması genellikle erken başlamaktadır, periodun ortasında ilaç alınması durumunda kanama erken veya zamanında olmakta ve periyodun geç dönemlerinde ilaç alınması durumunda adet genellikle normal zamanında başlamaktadır. Genel olarak bakıldığında hastaların üçte birinde adet erken başlamaktadır.

SONUÇLAR

1. Acil doğum kontrol hapları veya ertesi gün hapları ilk 12 saat içerisinde kullanıldığında %98 oranında etki gösterirken, 5.günde bu oran %50�ye düşmektedir.

2. Doğum kontrol hapı kullananlarda 2 veya daha fazla hap unutulması durumunda bu ilaçlardan yaralanılabilir.

3. Her iki ilacında en önemli yan etkisi bulantı-kusmadır. Ayrıca adet kanaması dönemi genellikle beklenenden daha erken gerçekleşmektedir.

4. Bu hapların ruti kullanılan bir doğum kontrol yöntemi olarak önerilmesi tartışmalı olmakla birlikte şu anda önerilmemektedir.

Ocak 11, 2011

Seasonale : 3 Ayda Bir Adet Görmek

Seasonale Nedir ?

Seasonale düşük doz doğum kontrol hapları ile aynı içeriğe sahiptir. Ancak 21 hap yerine 91 adet hap içermektedir. Bu haplardan 84 tanesi aktif madde içeren gerçek ilaçlarken geriye kalan 7 tanesi herhangi bir madde içermeyen plasebo (etkisi olmayan) haplardır. 84 günlük kullanımdan sonra 7 tane plasebo hapın kullanıldığı günlerde adet kanaması gerçekleşmektedir. Ülkemizde bulunmamaktadır.

Seasonale’nin yan etkileri nelerdir?girls.gif

Seasonale kullanan kadınların %7.7’si ara kanamalar nedeni ile ilaç kullanımını bırakırken geleneksel haplarda aynı nedenden dolayı tedaviyi bırakan kadınların oranı ise %1.8’dir. Ara kanamalar kullanımın ilk aylarında ortaya çıkmakta ve zaman içinde ortadan kalkmaktadır.

Adet kanamasının miktarı açısından bakıldığında ise sanılanın aksine 3 ayda bir adet görüldüğünde kanama çok fazla miktarda olmaz,hatta normal zamanlardan daha kısa ve az miktarda gerçekleşmektedir.

Seasonale’in içeriği geleneksel doğum kontrol hapları ile aynı olduğundan bu hapların kullanımında ortaya çıkan kalp krizi, inme, felç ve damar tıkanıklığı gibi istenmeyen etkiler yeni ilaç için (more…)

Ocak 8, 2011

Gebelikte Deodorant ve parfüm kullanımına dikkat!

Deodorant ve parfüm kullanımına dikkat!

Hamileliğiniz süresince vücudunuzda bağışıklık, hormon ve damar sisteminizi etkileyen önemli, bir takım olaylar meydana gelir. Bu değişiklikler, derinizde patolojik ve fizyolojik girls.gif bazı süreçleri başlatabilir.

Deri Hastalıkları Uzmanarı: “Deri renginizde koyulaşma (Pigmentasyon artışı), saç volümünüzde artış, vücudunuzda özellikle karın ve kalçanızda çatlak (Stria) oluşumu, artmış östrojen düzeylerinize bağlı olarak bacaklarınızda meydana gelen varisler ya da ödem, ellerinizde oluşan kızarıklıklar da hamileliğinizde başınıza gelmesi muhtemel olan durumlardandır.” diyorlar.
Ekrin ve apokrin ter bezlerinizde de, hamilelik sürecinde fonksiyon artışı gözlenir. Ekrin ter bezleriniz, vücudunuzda yaygındır, apokrin ter bezleriniz daha çok koltukaltı, ense, göğüs ve pubis bölgenizde yer alır. Normalde vücut metre karesi başına, dakikada 1 mili litre ter salgılarken, hamileliğinizde bu miktar 40 katına kadar çıkabilmektedir. Hamileliğinizin 8. haftasından itibaren bu durumu yaşamaya başlarsınız ve sonuç olarak da miliarya (more…)

Ocak 6, 2011

Yumurtlama Gününüz…

Filed under: Acaba Hamilemiyim ? — Etiketler:, , , , , , — pics @ 8:53 pm

Yumurlama Günü:

Gebelik istemek veya gebelik istememek… Her iki durumda da bilinçli kadınların yumurtlama günlerini bilmeleri gerekmektedir. Bazı kadınlar vücutlarındaki çeşitli belirtileri izleyerek, yumurtlama günlerinin tahmin edebilirler.

Yumurtlama, kadınların ergenlikle birlikte hayatına giren bir döngüdür. Geneldegirls.gif düzenli olarak her ay, yumurtlama döngüsünün işareti olan aybaşı kanamasıyla birlikte yaşamayı öğreniriz. Ancak gebelik isteği ya da gebelik istememe söz konusu olduğunda, düşünülmesi ve bilinmesi gereken olay yumurtlama tarihidir. Kadınlar yumurtlama gününü dikkate alarak gebelik şansını arttırabilirler, ya da hamile kalmaktan korunabilirler. Genel olarak yumurtlama gününün takibi, bilimsel olarak doğum kontrol yöntemi sayılmakla birlikte, çoğu bilinçli kadının uyguladığı takvim yöntemi olarak bilinir. Kadınlar yumurtlama günlerini doğru tahmin ederek riskli günlerde ilişkiye girmezler. Ancak bu yöntem yüzde yüz korunma yöntemi olamaz. Çünkü yumurtlama döngüsü farklı bireylerde farklı biçimdedir. Daha da önemlisi ayda birden fazla yumurta üretilmesi de mümkündür.http://www.hamilemiyim.net/

Ayda Birden Fazla Yumurtlama

İnsanlar arasında sık yapılan espirilerden biridir. “Üstüme şapka atılsa hamile kalırım!” Önemli olan u şakanın bilimsel temelidir. Çünkü uzman araştırmacılara göre, bazı kadınlar ayda bir defa değil, değişik zamanlarda da birden fazla yumurta üretebiliyorlar. Bu nedenle de farklı zamanlarda oluşan yumurtalama döneminin takibi zorlaşıyor.

Yumurtlama Gününüzü Hesaplayın

Farklılıklar olmakla birlikte genel olarak döllenme olasılığının daha yüksek olduğu günler adet döneminin ortasındaki günlerdir. Yani genellikle kadınlarda yumurtlama, beklenen adet gününden ondört gün önce oluşur. (more…)

Ocak 4, 2011

Bebeğin Aşıları

Bebeğinizin doğumundan itibaren, yapılması gereken aşılarıyla ilgili çeşitli sorular aklınıza takılmaya başlar. Aşılamanın önemi konusunda yeterli bilince sahip olmanız gerektiğiniz söyleyen uzmanlar, aşılar hakkında en çok merak edilen 10 soruyu belirleyerek, sizler için yanıtlarını açıkladı.

Anne ve baba olarak, aşılar hakkında en çok merak ettiğiniz soruları ve yanıtlarını sizler için sıralıyoruz.

1- İçinde virüs ya da bakteri bulunan aşılar bebeğime zarar verir mi?

Aşılar canlı , ölü bakteri veya virus ya da bunların antijenik bir kompanenti şeklinde olabilir. Canlı aşılarda zayıflatılmış olarak bakteri veya virüs mevcuttur ve bebeğinizin bağışıklık sistemi, bu yarı canlı virüs ya da bakteriyi yener. Böylece o hastalığa karşı korunma sağlanmış olur. Bu tür aşılar bebeğinizin vücuduna zarar vermez.

2- Aynı günde iki canlı aşı yaptırılabilir mi?

İki canlı aşı aynı günde yapılabildiği gibi, farklı türde aşılar da aynı günde yapılabilir. Bebeğinizin aynı bölgesine yapmamak kaydıyla bir mahsuru yoktur. Hatta karma aşı denilen bazı aşılar, tek enjeksiyonda uygulanmaktadır. Bu şekilde yan etkide artma (more…)

Aralık 3, 2010

Çocuklarda Uyku Apnesi

Çocuklarda Uyku Apnesi

Çoğunlukla orta yaşı geçmiş erkeklerin hastalığı olarak bilinen uyku apnesi (uykuda solunum kesilmesi) çocuklarda da görülebiliyor. Bu nedenle anne-babaların çocuklarının uyku düzenlerini takip etmeleri gerekiyor.

Uyku Apnesi Nedir ve Kimlerde Görülür ?gebe7.jpg

Gece uykusu esnasında solunumun durması olarak tanımlanabilen uyku apnesi yetişkinler kadar çocukları da tehdit eden bir hastalıktır. Üstelik çocuklarda tespit edilmesi daha güçtür. Okul öncesi çocuklarında bile apne sorunu görülebiliyor.

Uyku Apnesi Belirtileri

Şiddetli horlama belirtisi ile ortaya çıkan uyku apnesi, yetişkinlerde hastanın kendisi tarafından değil, yakınındaki biri, genellikle de eşleri tarafından fark edilir. Tek başına ya da konuyu anlayamayacak olan kardeşleri ile uyuyan çocuklarda ise apnenin neden olduğu horlama hiç fark edilmeyebilir. Ayrıca çocuklarda horlamanın uzunluğu ve şiddeti yetişkinlerdeki kadar fazla (more…)

Ekim 10, 2010

Bebeğin Anne Karnındaki Serüveni

Filed under: Doğum, Hafta Hafta Gebelik — Etiketler:, , , , , , , — pics @ 1:07 pm
Bebeğin Anne Karnındaki Serüveni

Hıçkırıklar, tekmeler ve taklalar… Bebeğiniz, karnınızdayken bile sizinle iletişim kuruyor ve her hareketiyle bir şeyler anlatıyor !
16’ncı hafta, hamilelikte önemli bir kilometre taşıdır. Peki neden ? Çünki bir kaç hafta içinde bebeğinizin sağlıklı olup olmadığını tekmelerinden ya da içinizde attığı taklalarından anlayabileceğiniz günlerin başlangıcıdır. Bebeğin

pregnant4.jpg

hareketlenmesiyle birlikte, ilk zamanlar karnınızın içinde bir kelebek uçuşuyormuş ya da kabarcıklar çıkıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Başlangıçta kendinizi biraz garip hissetseniz de, zamanla bu hareklerle ve minik kıpırdanmalarla, bebeğinizin ne anlatmaya çalıştığını anlayabileceksiniz.

Onu Gözlemleyin.

Haftadan haftaya bebeğinizin büyümesiyle birlikte siz de bir takımDaha fazla… değişiklikler yaşamaya başlayacaksınız. Gerçi vücudunuz zaten belli tepkilerle bu değişiklikleri yaşamaya başlayacak. Bebeğinizin yatış pozisyonu da size bir çok şey hakkında bilgi verir. Bazen öyle tekmeler ki, elini ya da ayağını tutabilirsiniz. Ayrıca neyin ne olduğunu, karnınızı hissederek de anlayabilirsiniz. Karnınızın önündeki gergin ve büyük alan bebeğinizin sırtını karnınıza yaslamış olduğunu

gösterir; poposu ve kafası yuvarlaktır ve aşağı yukarı aynı boyuttadır. Ancak poposu kafasına göre daha yumuşaktır. Hamileliğinizin son 3 ayında, bebeğiniz saatte yaklaşık 30 kez hareket etmeye başlayacak, merak etmeyin, hepsini hissetmeyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle, günlük bir rutin oluşturacaktır. Uyku vakti, uyarı vakti ve egzersiz vakti. Malesef

egzersiz vakti sizin uyku vaktinize rastlayabilir.

Bebeğim Hareket Etti

Hamileliğin sonlarına doğru, bebeğinizin hareketleri minumuma inecektir, sakın panik yapmayın. Hareketlerin azalması, bebeğinizin artık büyümesi ve hareket alanının ona dar gelmesinden (more…)

Eylül 17, 2010

Akraba Evliliği

d_sonrasi.jpg

Akraba Evliliği

Ülkemizdeki gibi akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde, sakat bebek doğumları çok sık görülmektedir. Akraba evliliklerin görülmesinin sebepleri arasında genellikle, aileye ait mal varlığının dağılmaması, aile bireyleri arasındaki sevgi ve saygıyı korumak, akrabaların evlilik ve sosyo ekonomik beklentilerinin aynı olması ve karşı cinsle rahat iletişime girememe gibi etkenler sayılabilir. Akrabalar arasında yapılan evliliğe endogami denilmektedir.

Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen atalarımızın bize hediye ettiği genetik kalıtımla yaşama başlamaktayız. Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü altındadır. Yaşamın temel taşı olan gen�ler, bir DNA molekülündeki belirli bir özellik içeren kesitine verilen addır. Her bir gen ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin bilgisini içerir. Anne ve babadan eşit olarak geçen genler, bizdeki tüm yaşam duvarlarını örer. Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır. Dolayısıyla genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak, hücre bölündükçe yeni hücrelere geçerler. Kişide her genin, biri anneden biri babadan gelmiş olan iki kopyası (aleli) bulunur. Bazen genin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk bir gen, kişinin bazı vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur.

Bir karaktere ait olan özelliğin diğerine baskın olması halinde o karaktere baskın (dominant) gen , baskın olmayan gen�e resesif (çekinik) gen denir. Bir karakterin çıkması, iki aynı gen frekansının karşılaşması demektir. Eğer bir hastalığa ait gen (resesif) anneden aktarılırken, babadan da aynı (resesif) gen ile karşılaşırsa o hastalık mutlaka doğacak olan çocukta çıkacaktır. Eğer , anneden resesif gen, babadan da dominant gen karşılaşırsa bu sefer doğacak çocuk da tıpkı anne ve babası gibi hastalığın taşıyıcısı olacak, ama o hastalık açığa çıkmayacaktır. Aynı karakterde iki resesif genin karşılıklı gelmesi çekinik alleller sonucu hastalık çıkar. Anne ve babadan iki baskın gen (dominant) alan çocuk (baskın alleller) ise tamamen sağlıklıdır.Dolayısı ile, akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede , resesif genlerin birbirleriyle karşılaşma ihtimalleri, daha fazla olacaktır.

Buna örnek olarak kahverengi ve mavi göz renklerini ele alalım. Kahverengi göz rengi dominant gen (baskın) olsun , diğeri için de mavi ise (çekinik) resesif gen diyelim. Anne-babadan birinin göz renginin mavi (m), diğerinin kahverengi (K) olduğunu düşünelim.

Bebekler anne-babalarından kalıtımla; kahverengi-kahverengi (KK), kahverengi-mavi (Km), mavi-kahverengi (mK) ve mavi-mavi (mm) genler gibi dört ihtimal almış olurlar. İlk üç durumda bebeğin gözleri kahverengi (baskın renk olduğu için), son şıkta ise mavi (çekinik renk olduğu için) olacaktır.

KK=K Km=K mK=K mm=m

İnsanlar birçok kalıtsal hastalığın genini taşır. Normal aile yapısında da hamilelikte çocuğun hastalıklı doğma olasılığı %25, taşıyıcı olma olasılığı %50, genin bozuk kopyasını hiç almamış olma olasılığı ise %25’tir. Akraba evliliklerinde aynı soydan geldikleri için anne ve babanın aynı genin bozuk kopyasını taşıma, yani hastalığın taşıyıcısı olma olasılığı çok yüksek olduğundan çocuklarında hastalıkların oluşma şansı çok daha fazladır.

İşte akraba ile evlenme, zararlı baskın ve çekinik genlerin üst üste gelerek frekanslarının çakışması sonucu ortaya çıkma ihtimalini artırdığından genetik hastalıkların görülmesine yol açabilmektedir. Bunların çocukta görülmesi için ana ve babanın her ikisinin de en az bir zararlı çekinik gene sahip olması gerekir. Biraz önceki göz rengi örneğinde olduğu gibi, mavi göz renginin çekinik genleri, hem anneden hem babadan gelirse, çocuk mavi gözlü olacaktır. Dolayısı ile akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede , zararlı (resesif) genlerin birbirleriyle karşılaşma olasılığı fazla olacaktır. Akraba ile evlenme, kalıtımla geçen hastalıkların bulunduğu ailelerde bu yönden sakıncalıdır. Böyle durumlarda bazı çekinik genler çakışabilecek ve böylelikle hasta çocukların doğma ihtimali artacaktır. Hastalığın çıkması, iki resesif genin karşılık olarak bir araya gelmesi demektir. Bilindiği üzere resesif genler hastalık taşıyan genlerdir.

Ailede genetik dağılım ,erkek ve kız kardeşlerde, genellikle genlerin yarısı birbirinin aynıdır. Gen ortaklarının oranları, akrabalık uzaklaştıkça küçülür. Torunlar, dede ve ninelerin dörtte bir genine sahiptir. Yeğenlerin genleri ise, genellikle amca ve halalarının, dayı ve teyzelerinin dörtte bir genine eşittir. Daha uzak akrabalıklarda bu oran, kardeş çocuklarında olduğu gibi sekizde bire düşmektedir.

Kan uyuşması çözüm müdür?

Akraba evliliğinde Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızdaki Rh faktörü ile ilgilidir. Yalnızca kadının Rh – , erkeğin ise Rh + olduğu durumlarda oluşabilir. Kan gruplarının uyuştuğu hallerde doğum sonrasında çocuklarda kalıtımsal hastalıklar görülmüştür.Erkekte bulunan Rh faktörünün genetik aktarımla ana karnındaki fetüste ortaya çıkması anne ile bebek arasında bir kan uyuşmazlığının ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Günümüzde akraba evliliklerinde en çok görülen hastalıklar; zekâ geriliği (fenilketonüri), Akdeniz Anemisi, Alzeimer, Parkinson, Huntington hastalığı ve nöron ölümüdür, özürlü ve ölü doğumlar da bu örnekler arsında sayılmaktadır.

Çocuk Doğmadan Önce Kalıtsal Bir Hastalığın Tanısı Konulabilir mi?

Gen analizi de denilen DNA analizi yöntemleriyle artık hamileliğin ilk üç ayında birçok hastalığın tanısı konulabilmektedir.Genetik bilimin gelişmesi ile bazı hastalıklarda daha anne karnında müdahale çalışmaları hız kazanmıştır. Bebeğin anne karnında içinde yüzdüğü sıvıdan, ya da beslenmesini saglayan kordondan alınan sıvıların incelenmesiyle bir anormallik olup olmadığı % 93 oranında kesinleştirilebiliyor.Yapılan testlerde, anne karnındaki bebeğin ense kalınlığı ölçülüyor. Bebeğin ensesinde fazla sıvı birikmesi, doğuştan zekâ geriliği anlamına gelen Down sendromunun habercisi olabiliyor. Ayrıca bazı kromozom bozukluklarında ve doğumsal kalp hastalıklarında da bebeklerin ense kalınlığı artıyor. Bu çalışmalar ilerisi için umut veren gelişmelerle devam etmektedir.

Older Posts »

The Banana Smoothie Theme. WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.